Haksız Borç İddialarına Karşı Menfi Tespit Davası ve İcra Hukuku Ticari hayatın veya günlük yaşamın içinde, hiç borcunuz olmayan bir para için icra takibiyle karşılaşmak, ne yazık ki sık rastlanan bir durumdur. Sahte senet düzenlenmesi, imza taklidi, ödenmiş bir borcun tekrar istenmesi veya hiç var olmayan bir sözleşmeye dayanılarak başlatılan takipler, kişileri ve şirketleri büyük…
Ticari hayatın veya günlük yaşamın içinde, hiç borcunuz olmayan bir para için icra takibiyle karşılaşmak, ne yazık ki sık rastlanan bir durumdur. Sahte senet düzenlenmesi, imza taklidi, ödenmiş bir borcun tekrar istenmesi veya hiç var olmayan bir sözleşmeye dayanılarak başlatılan takipler, kişileri ve şirketleri büyük bir mali yük altına sokar. İcra dairesinden gelen ödeme emrini eline alan vatandaş, genellikle panikleyerek ne yapacağını bilemez. Ancak Türk İcra İflas Hukuku, borçlu olmadığı halde borçluymuş gibi takip edilen kişileri korumak için “Menfi Tespit Davası” mekanizmasını geliştirmiştir. Bu dava, adından da anlaşılacağı üzere, bir borcun “bulunmadığının (menfi)” mahkeme kararıyla tespit edilmesini sağlar. Sürecin yönetimi ve hacizlerin durdurulması için Mertcan Turan Hukuk Bürosu uzmanlığına başvurmak, mal varlığınızı korumanın en güvenli yoludur.
Menfi tespit davası, icra takibinden önce açılabileceği gibi, takip başladıktan sonra da açılabilir. Takip başlamadan önce açılırsa ve mahkeme tedbir kararı verirse, alacaklı icra takibi başlatamaz. Ancak genellikle borçlular, ödeme emri geldikten sonra durumdan haberdar olur. Takip başladıktan sonra açılan davada en kritik nokta, mahkemeden “İhtiyati Tedbir” kararı alarak, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesini durdurmaktır. Bunun için genellikle borç miktarının %15’i oranında bir teminat yatırılması gerekir. Eğer bu tedbir alınmazsa, haklı bile olsanız mallarınız haczedilip satılabilir. Davayı kazandığınızda ise yatırdığınız teminatı geri alır ve karşı taraftan “Kötü Niyet Tazminatı” talep edebilirsiniz.
Bu davalarda ispat yükü, duruma göre yer değiştirir. Eğer bir senede dayalı takip varsa ve siz “imza bana ait değil” diyorsanız, imza incelemesi yapılır. Eğer “borcu ödedim” diyorsanız, ödeme dekontlarını sunmanız gerekir. Şirketler arasındaki cari hesap uyuşmazlıklarında ise ticari defterlerin incelenmesi ve bilirkişi raporları davanın seyrini belirler. Bu teknik süreçte, bir İzmir Şirket Avukatı ile çalışmak, ticari kayıtların hukuki dille mahkemeye sunulmasını sağlar.
Eğer borçlu, icra tehdidi altında parayı ödemek zorunda kalmışsa, bu kez “İstirdat (Geri Alım) Davası” açılır. Bu dava ile haksız yere ödenen paranın faiziyle geri alınması amaçlanır. İcra hukuku, şekil şartlarının çok sıkı olduğu bir alandır. Ödeme emrine 7 gün içinde itiraz edilmezse borç kesinleşir. Bu nedenle tebligat gelir gelmez hukuki aksiyon almak şarttır. Haksız borçlar karşısında sessiz kalmayın; hukuki yollarla kendinizi savunun. Şirketlerin iflasa sürüklenmesini önlemek için bazen bu davalar, İzmir Konkordato Avukatı süreçleriyle de birleşebilir.
Reklam & İşbirliği: [email protected]